krediler kredibireysel kredi kefilsiz kredi tuketici kredisi ev kredisi konut kredisi kredi hesaplama kredi karti banka kredileri | Merkez Bankası enflasyon tahminini aşağıya çekti

Merkez Bankası enflasyon tahminini aşağıya çekti

Posted on May 1, 2009
Filed Under enflasyon |

Merkez Bankası, ekonomide daralmanın beklenildiÄŸinden de yüksek olacağı sonucuna vararak, enflasyon tahminlerini 2009′da yüzde 6, 2010 için 5.3, 2011 için 4.9 olarak belirledi

Merkez Bankası, ekonomide daralmanın beklenildiÄŸinden de yüksek olacağı sonucuna vararak, ilk çeyrekte çift haneli küçülme öngörürken, enflasyon tahminlerini de aÅŸağı çekti. Merkez Bankası, 2009 yılında enflasyonun orta noktası yüzde 6 olmak üzere, yüzde 4.8 ile 7.2 aralığında; 2010 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 5.3 olmak üzere, yüzde 3.5 ile 7.1 aralığında gerçekleÅŸeceÄŸi öngörüsünde bulundu. Yeni tahmine göre 2011 yılı sonunda enflasyon yüzde 4.9 olacak. Merkez Bankası, Ocak ayında yaptığı enflasyon tahmininde ise 2009 için orta noktası yüzde 6.8 olmak üzere yüzde 5.4 ile yüzde 8.2, 2010′da orta noktası yüzde 5.8 olmak üzere yüzde 4 ile yüzde 7.6, 2011′de yüzde 5.2 oranlarını belirlemiÅŸti. Merkez Bankası BaÅŸkanı DurmuÅŸ Yılmaz, yılın ikinci Enflasyon Raporu’nu bir basın toplantısı ile açıkladı. Küresel krize iÅŸaret eden Yılmaz, krizin reel ekonomi üzerindeki etkilerinin 2009 yılının ilk çeyreÄŸinde derinleÅŸtiÄŸini belirterek, “Böylece, 2008 yılının büyük bölümünde hakim olan enflasyon baskıları, 2009 yılının ilk çeyreÄŸinde geliÅŸmiÅŸ ülkelerde yerini deflasyon kaygılarına bırakmıştır” dedi.

TOPARLANMA ZAMAN ALACAK

Son dönemde açıklanan verilerin, yılın ilk çeyreÄŸinde iktisadi faaliyetteki yavaÅŸlamanın sürdüğünü gösterdiÄŸini ifade eden Yılmaz, “Yurt içi talep bir önceki çeyreÄŸe kıyasla sınırlı bir toparlanma sergilemekle beraber zayıf seyrini korumaktadır. İşgücü piyasasına iliÅŸkin açıklanan veriler de bu eÄŸilimin süreceÄŸine, iktisadi faaliyetteki toparlanmanın zaman alacağına iÅŸaret etmektedir” dedi. GeliÅŸmiÅŸ ülke piyasalarında ortaya çıkan finansal krizin, 2008 yılının Eylül ayından itibaren derinleÅŸerek küresel finans sisteminin tamamını etkisi altına almasıyla, geliÅŸmekte olan ülkelerin risk primlerinde yüksek miktarlarda artışlar gözlendiÄŸini ifade eden Yılmaz, ÅŸunları söyledi:

TÜRKİYE RİSK PRİMİNDE BOZULMAYA DİRENDİ

“Genel olarak bakıldığında, risk primlerindeki bozulmanın düşük kredi notuna sahip ülkelerde daha belirgin olduÄŸu görülmektedir. Türkiye için ise tam tersi bir durum söz konusu olmuÅŸtur. Bu dönemde, kredi notu en düşük geliÅŸmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin risk primindeki bozulma sınırlı olmuÅŸtur. Bir baÅŸka deyiÅŸle, Türkiye’nin risk primi, risk algılamalarındaki bozulma karsısında kredi notunun ima ettiÄŸinden çok daha fazla direnç göstermiÅŸtir. Bu özelliÄŸiyle Türkiye, geliÅŸmekte olan ülkelerde gözlenen risk primi-kredi notu iliÅŸkisinden belirgin olarak ayrışmıştır.” Krize karşı alınan tedbirlere iÅŸaret eden Yılmaz, “Uluslararası piyasalardaki sorunların derinleÅŸmesi ve bu durumun yurt içi finans piyasalarını olumsuz yönde etkilemesi halinde ilave tedbirler almaya ve diÄŸer politika araçlarını kullanmaya devam edeceÄŸimizin altını bir kez daha çizmekte yarar görmekteyim” dedi.

DÖVİZ KURLARI ÜZERİNDE BASKI SÜRECEK

Yılın ilk çeyreÄŸinde Türk Lirası’nın, deÄŸer deÄŸiÅŸimleri bakımından, diÄŸer geliÅŸmekte olan ülke para birimlerinden belirgin bir biçimde ayrışmadığını belirten Yılmaz, “Öte yandan, tarihsel olarak oynaklığı en yüksek ve küresel risk iÅŸtahına en duyarlı para birimlerinden olan Türk Lirası’nın oynaklığındaki göreli düşüklük, ülkelerin ayrıştırıcı özelliklerinin etkinlik kazanmaya baÅŸladığı 2009 yılında daha da belirginleÅŸmiÅŸtir. Önümüzdeki dönemde, küresel sermayeye eriÅŸim imkanlarındaki sıkılığın devam etmesinin beklenmesi, geliÅŸmekte olan ülkelerin döviz kurları üzerindeki potansiyel baskının devam edebileceÄŸine iÅŸaret etmektedir” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

İLK ÇEYREKTE KÜÇÜLME ÇİFT HANE

Son dönemde kredilerde sınırlı bir canlanma gözlenmekle beraber, küresel ekonomi istikrara kavuşmadıkça bu hareketin kalıcı bir toparlanmaya dönüşme ihtimalinin düşük olduğunu vurgulayan Yılmaz, yılın ilk çeyreğinde ekonomideki daralmanın çift haneli rakamlara ulaşacağı öngörüsünde bulundu. 2008 yılı son çeyreğine ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla gelişmeleri üretim yönünden incelendiğinde, tarım sektörü dışındaki tüm alt bileşenlerin büyümeye olumsuz katkı yaptığının görüldüğünü kaydeden Yılmaz, şunları söyledi:

2001 KRİZİNDEN KÖTÜ

“Bu dönem 2001 yılı krizi ile kıyaslandığında, gerek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla büyüme oranı, gerekse üretim sektörlerinin kompozisyonu açısından benzerlik arz etmektedir. Bununla birlikte, iktisadi faaliyetteki olası toparlanmanın zamanlamasına iliÅŸkin öngörüler açısından, sözü edilen karşılaÅŸtırmanın harcama yönünden de yapılması önem taşımaktadır. Bu amaçla, kamu harcamalarının 2008 yılı son çeyreÄŸinde yaptığı dönemsel ek katkı dışlanarak, diÄŸer bileÅŸenlere odaklanmanın faydalı olacağını düşünmekteyiz. Öncelikle, kamu kesimi talebi hariç tutulduÄŸunda, kıyaslanan iki dönem arasındaki büyüme farkı 2008 yılı son çeyreÄŸi için daha olumsuz bir tablo ortaya koymaktadır. Stok eritme davranışının bu dönemde 2001 yılına kıyasla daha güçlü olması, toplam talep sokunun göreli büyüklüğünü ve kapasite kullanım oranlarındaki keskin düşüşü açıklar niteliktedir. Ayrıca, özel tüketim talebi ile net ihracat performansındaki farklılaÅŸma, mevcut dönemde yurt içi talebin daha az daralmasına ve küresel sokun net dış talep üzerindeki olumsuz etkisine iÅŸaret etmektedir.”

TOPARLANMA 2010′DA

Ocak Enflasyon Raporu’na göre Nisan Enflasyon Raporu’nda daha derin bir daralmanın esas alındığını belirten Yılmaz, “Son üç ay içinde küresel iktisadi faaliyete iliÅŸkin güncellenen tahminler, Ocak Enflasyon Raporu’ndaki varsayımlarımıza kıyasla 2009 yılı için daha derin bir daralmaya, 2010 yılı için ise daha kademeli ve yavaÅŸ bir toparlanmaya iÅŸaret etmektedir. Bu çerçevede Nisan 2009 Enflasyon Raporu’nda, 2009 yılında küresel ekonomideki daralmanın bir önceki Rapor dönemine kıyasla daha derin olacağı ve toparlanmanın 2010 yılının ortalarına doÄŸru gerçekleÅŸeceÄŸi bir çerçeve esas alınmıştır. Bu noktada bir parantez açarak, “toparlanma’ ile kastedilenin, bir önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranının anlamlı bir pozitif rakama ulaÅŸması olduÄŸunu belirtmek isterim” diye konuÅŸtu.

FAİZLERDE SINIRLI İNDİRİM

Petrol fiyatlarının 55 dolar olarak alındığını ifade eden Yılmaz, yeni enflasyon tahminlerini şöyle açıkladı: “Kısa dönemde politika faizlerinde sınırlı bir miktar indirim gerçekleÅŸtirildiÄŸi ve sonrasında faizlerin sabit tutulduÄŸu varsayımı altında güncellenen tahminlerimize göre; enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2009 yılı sonunda, orta noktası yüzde 6 olmak üzere, yüzde 4.8 ile 7.2 aralığında; 2010 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 5.3 olmak üzere, yüzde 3.5 ile 7.1 aralığında gerçekleÅŸeceÄŸini tahmin etmekteyiz. 2011 yılı sonunda ise enflasyonun yüzde 4.9 düzeyine düşeceÄŸini öngörmekteyiz. Özetle, toplam talepteki keskin yavaÅŸlama, bir yandan politika faizlerinde öngörülenden daha hızlı indirim yapılmasını gerektirmiÅŸ, diÄŸer yandan orta vadeli enflasyon tahminlerinde aÅŸağı yönlü güncellemeyi beraberinde getirmiÅŸtir. Tahminlerimiz, son dönemde gerçekleÅŸtirilen faiz indirimlerinin yıl sonunda enflasyonun hedefin belirgin olarak altında kalma olasılığını azalttığına iÅŸaret etmektedir. Bununla birlikte, uluslararası kredi piyasalarındaki sorunların devam etmesi ve küresel ekonomiye iliÅŸkin göstergelerde henüz somut bir toparlanma gözlenmemesi nedeniyle, para politikasının aÅŸağı yönlü esnekliÄŸini uzunca bir süre koruması gerekebilecektir.”

ENFLASYON HER DURUMDA HEDEFLERİN ALTINDA KALACAK

Alternatif senaryolara da deÄŸinen Yılmaz, 2009 yılı boyunca ölçülü faiz indirimlerinin devam edeceÄŸi varsayımı altında, enflasyonun yüzde 70 olasılıkla, 2009 yılı sonunda orta noktası yüzde 5.2 olmak üzere, yüzde 3.9 ile yüzde 6.5 arasında; 2010 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 4.5 olmak üzere, yüzde 2.7 ile yüzde 6.3 arasında; 2011 yılında ise yüzde 4.2 düzeyinde gerçekleÅŸeceÄŸi tahmin edilmektedir. Sonuç olarak bu tahminler, küresel ekonomide beklenenden daha uzun süren bir durgunluk yaÅŸanması halinde, 2009 yılı boyunca ölçülü faiz indirimlerinin devam etmesi durumunda dahi enflasyonun orta vadeli hedeflerin altında kalacağına iÅŸaret etmektedir.”

MALİ DİSİPLİN UYARISI

Maliye politikasının önemine iÅŸaret eden Yılmaz, yakın dönemde iktisadi faaliyetteki daralmanın derinleÅŸmesinin vergi gelirlerini olumsuz etkilediÄŸini anımsattı. Bunun yanı sıra, küresel krizin yurt içi iktisadi faaliyet üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla uygulanan dengeleyici mali tedbirlerin kamu harcamalarında hızlı artışlara neden olduÄŸuna dikkat çeken Yılmaz, ÅŸunları kaydetti: “Bütün bu geliÅŸmeler sonucunda bütçe dengesi hızlı bir bozulma eÄŸilimi sergilemiÅŸtir. Önümüzdeki dönemde bütçe dengesini düzeltmek için gerekebilecek dolaylı vergi düzenlemeleri veya yönetilen/yönlendirilen fiyat ayarlamaları, kısa vadede enflasyonda oynaklığa neden olabilecek bir unsur olarak deÄŸerlendirilmektedir. Ayrıca, kamu kesiminin artan finansman gereksinimi, para politikası kararlarının ve son dönemde uygulanan mali tedbirlerin iktisadi faaliyet üzerindeki olumlu etkilerini zayıflatma potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle, kısa vadedeki mali gevÅŸemenin, borç dinamiklerinin sürdürülebilirliÄŸini ve bütçe disiplinini gözeten orta vadeli somut bir mali çerçeve ile desteklenmesinin önemini bir kez daha vurgulamakta büyük yarar görmekteyim.”

Related posts:

  1. Enflasyonda Yükseliş

Tags: , , , , , ,

Yorumlar

Yorum Yap