krediler kredibireysel kredi kefilsiz kredi tuketici kredisi ev kredisi konut kredisi kredi hesaplama kredi karti banka kredileri

VOB nedir

Posted on December 3, 2009
Filed Under borsa | Leave a Comment

VOB, Vadeli işlem ve Opsiyon  Borsası demektir. İsminden de anlayacağınız gibi Vadeli işlem diyor. Yani işlem yaptığınız yatırım aracının bir vadesi vardır ve vadesi geldiğinde tabiri caizse bozdurulur. Bir üst paragrafta VOB’u izleyebilmeniz için verdiğim yerde İMKB-30 04/09 isimli şey dediğim isimdeki rakamlara dikkat edin.  Bunların anlamı, VOB denen şeyde bu isimde belirtilen süre sonuna kadar işlem yapabilirsiniz, Alır veya satarsanız en fazla o tarih  sonuna dek taşıyabilirsiniz. Hisse gibi alayım 3-5 ay taşıyayım gibi şeyleri yoktur ve siz alırsınız ama isimde belirtilen tarih geldiğinde yani İMKB-30 sözleşmelerinde, 04(4.aya son günü son mesai saatine kadar elinizde tutabilir veya al-satlar yapabilirsiniz, hemde sadece 2009 yılı içinde, demektir bu isimdeki rakamlar ve kısaltlmalar.

Peki 04 yani 2009 yılının 4. ayı olan Nisan ayının son günü geldiğinde ne olur.? O günkü uzlaşı fiyatından ama ben kafanız karışmasın diye kapanış fiyatları yakınlarından, siz elinizde unutsanızda kurumunuz otomatikman pozisyonunuzu kapatacaktır. Artık o tarihte karda ya da zararda olduğunuza bakılmaz. Çünkü VOB’un süresi sadece 2 ay’dır ve her 2 ay’da bir kere yeni söleşmeler işlem görmeye başlar. Örneğin şuan Şubat’ın 23 ündeyiz ve bu ayın son gününde İMKB-30 02/09 isimli vob sözleşmelerinde artık işlem yapılamayacak ve bunun yerine yine ömrü 2 ay olan yenisi devreye girecek ki onunda adı İMKB-30 04/09 olacak. Bu böyle sürüp gidecek.. Bunlar hep ayrıntıdır. Bunlara takılmayan. Her daim en yakın vadeli VOB sözleşmelerinde yoğun işlem olur.

Vadeli piyasalar, ilerideki bir tarihte teslimatı yapılmak üzere herhangi bir
malın veya finansal aracın, bugünden alım satımının yapıldığı piyasalardır.
Vadeli piyasaların tanımı; forward, swap, futures ve opsiyon işlemlerinin tamamını içermektedir.

Vadeli işlem piyasalarının temelini oluşturan futures ve opsiyon işlemleri çoğunlukla organize borsalarda işlem görmekte, bunun doğal bir sonucu olarak da, vade, sözleşme büyüklüğü, alınacak teminatlar, fiyat adımları gibi işlem kriterleri, ilgili borsalar tarafından belirlenmektedir. Organize borsalarda işlem gören vadeli işlem sözleşmelerinin (futures ve opsiyon sözleşmeleri) standartlaştırılmasının en önemli nedeni piyasanın likit olmasını salamaktır.

Forward işlemlerin en temel özelliği ise, organize borsalarda yapılmaması ve
dolayısıyla fiyat, miktar vade gibi unsurların standart olmayıp, tarafların karşılıklı
anlaşmasıyla belirlenmesidir. Forward işlemlerde, doğal olarak, takas garantisi de bulunmamaktadır

Swap işlemleri ise döviz kuru ve faiz oranı risklerinden korunabilmek, düşük maliyetli finansman sağlamak, kısa dönem aktif pasif yönetimi stratejilerini uygulamak, spekülasyon yapmak ve komisyon geliri elde etmek amacı ile gerçekleştirilmekte olup başlıca türleri Para Swapı ve Faiz Swapıdır.

Tags: , , , , , ,

Arife Tarife AKBANK

Posted on November 6, 2009
Filed Under Uncategorized | Leave a Comment

Akbank bankacılık işlemlerinde yine çok iddialı bir uygulama ile yeni, şeffaf ve standartları zorlayacak bir dönem başlatıyor. Bankacılık sektöründe örneği bulunmayan bir ilki başlatan Akbank, müşterilerine bankacılık işlemlerini çok daha ucuza yapabilecekleri, şeffaf ve rakipsiz bir hizmet modeli olan Arife Tarife’yi sunuyor.

Arife Tarife ile müşterilerin en sık kullandığı; para transferi, çek tahsilatı, cüzdan-ekstre yazdırma gibi işlemler paketlenerek, aylık tek bir ücret karşılığında, müşteriye ihtiyacı kadar işlem yapabilme olanağı sağlanıyor. Akbank müşterileri böylelikle, tarife içeriğindeki işlemlere ayrı ayrı ücret ödemek yerine, bir  tarifeyi satın alarak çok daha düşük bir ücret karşılığında 1 ay boyunca ihtiyaçları kadar işlem yapma hakkı elde etmiş oluyorlar.

Arife Tarife ile tanışmak isteyenleri, Bireysel ve KOBİ ihtiyaçlarına göre tasarlanmış Standart, Inter ve Sınırsız olmak üzere 3’er farklı tarife seçeneği bekliyor. Müşterilerin tek yapmaları gereken,  işlem sıklığı ve kanal kullanımlarına göre bu seçeneklerden ihtiyaçlarına uygun olanını belirlemek. Kendilerine en uygun tarifeyi seçenler, tarifeye dahil işlem masraflarında çok ciddi miktarlarda tasarruf edebilecekler.

Tözge: Düşük maliyetli hizmet anlayışını yeni bir platforma taşıyoruz
Akbank Bireysel ve Şirket Bankacılığından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Galip Tözge, Akbank’ın “Havale ve Çek Tahsilatı 1TL” kampanyası ile komisyonlarda bahar havasını başlattığını; Ağustos ayında konut kredisi faizlerinde ve kredi komisyonlarında yaptığı büyük indirimlerle ise tüketicilere kredilerde gerçek yaz sezonunu yaşattığını söyledi. Tözge, Akbank’ın sektörde liderlik ettiği düşük maliyetli bankacılık hizmet anlayışını “Arife Tarife” ile sadece genişletmediğini aynı zamanda yeni bir platforma da taşıdığını belirtti. Tözge, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Bilindiği gibi Akbank, Şubat ayında 1TL kampanyasıyla, piyasa aktörleri arasında nakit akışının en az maliyetle sağlanmasını ve kayıt altında tutulmasını özendirmeyi amaçlamış, sektördeki bazı bankalar da bu yaklaşımı benimseyerek benzer uygulamalar geliştirmişti. Arife Tarife ile bu öncü yaklaşımı devam ettirdiğimizi gösteriyoruz. Özellikle telekomünikasyon sektöründe paketlenmiş hizmetleri kullanmaya alışkın tüketicilerin, ilk kez bankacılık sektörüne taşınan bankacılık hizmet tarifelerini de kısa sürede benimseyeceğine inanıyoruz. “

Galip Tözge, şöyle devam etti: “Biz müşterilerimizin bankacılık işlemlerinde kendilerine en uygun hizmet modeliyle çalışabilmeleri için,  ‘Herkes ne ödediğini bilsin diye’ sloganımız ile, müşterilerimizi bilinçli seçim yapmaya teşvik etmeyi hedefliyoruz. Onlara tarif değil, doğru tarifeler gerektiğini düşünüyoruz ve müşterilerimiz için hazırladığımız avantajlı tarifelere çok ciddi bir talep bekliyoruz.”

“Akbank’ın tarifeleri ile bundan sonra bankacılık işlem komisyonları konusunda müşterilerin akıllarında hiçbir soru işareti kalmayacak. ‘Acaba daha az komisyon ödeyebilir miydim’, ‘Pazarlık edersem daha düşük komisyon öderim’, gibi düşünceler şeffaf fiyatlamayla ortadan kaldırılmış olacak.”

Sadece Akbank’ta hesabı olanların faydalanacağı bu avantajlara, tarifelerin içerik ve detaylı bilgilerine www.arifetarife.com ve www.akbank.com web sitelerinden ulaşılabiliyor.

Arife Tarife uygulamaları:

Arife Tarife kapsamında aylık belirlenen ücret karşılığı, her ay belirtilen sayıda işlem TL hesaplarından yapılabilir.

Bireyler için hazırlanan tarifeler:

• Sınırsız Tarife: ayda 15.90TL
sınırsız havale
sınırsız çek tahsilatı
sınırsız hesap cüzdanı+hareket yazdırma
+ 3 eft
• Standart Tarife: ayda 10.90TL
5 havale
5 çek tahsilatı
5 hesap cüzdanı ve hareket yazdırma
+ 2 eft
• İnter Tarife: ayda 5.90TL
20 internet üzerinden havale
+ 2 internet üzerinden eft

KOBİ’ler için hazırlanan tarifeler:

• Sınırsız Tarife: ayda 29.90TL
sınırsız havale
sınırsız çek tahsilatı
sınırsız hesap cüzdanı+hareket yazdırma
+ 3 eft
+ 10 yapraklı çek karnesi
• Standart Tarife: ayda 13.90TL
10 havale
10 çek tahsilatı
10 hesap cüzdanı ve hareket yazdırma
+ 2 eft
• İnter Tarife: ayda 5.90TL
20 internet üzerinden havale
+ 2 internet üzerinden eft

Tags: , , , , ,

Merkez Bankası enflasyon tahminini aşağıya çekti

Posted on May 1, 2009
Filed Under enflasyon | Leave a Comment

Merkez Bankası, ekonomide daralmanın beklenildiğinden de yüksek olacağı sonucuna vararak, enflasyon tahminlerini 2009′da yüzde 6, 2010 için 5.3, 2011 için 4.9 olarak belirledi

Merkez Bankası, ekonomide daralmanın beklenildiğinden de yüksek olacağı sonucuna vararak, ilk çeyrekte çift haneli küçülme öngörürken, enflasyon tahminlerini de aşağı çekti. Merkez Bankası, 2009 yılında enflasyonun orta noktası yüzde 6 olmak üzere, yüzde 4.8 ile 7.2 aralığında; 2010 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 5.3 olmak üzere, yüzde 3.5 ile 7.1 aralığında gerçekleşeceği öngörüsünde bulundu. Yeni tahmine göre 2011 yılı sonunda enflasyon yüzde 4.9 olacak. Merkez Bankası, Ocak ayında yaptığı enflasyon tahmininde ise 2009 için orta noktası yüzde 6.8 olmak üzere yüzde 5.4 ile yüzde 8.2, 2010′da orta noktası yüzde 5.8 olmak üzere yüzde 4 ile yüzde 7.6, 2011′de yüzde 5.2 oranlarını belirlemişti. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, yılın ikinci Enflasyon Raporu’nu bir basın toplantısı ile açıkladı. Küresel krize işaret eden Yılmaz, krizin reel ekonomi üzerindeki etkilerinin 2009 yılının ilk çeyreğinde derinleştiğini belirterek, “Böylece, 2008 yılının büyük bölümünde hakim olan enflasyon baskıları, 2009 yılının ilk çeyreğinde gelişmiş ülkelerde yerini deflasyon kaygılarına bırakmıştır” dedi.

TOPARLANMA ZAMAN ALACAK

Son dönemde açıklanan verilerin, yılın ilk çeyreğinde iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın sürdüğünü gösterdiğini ifade eden Yılmaz, “Yurt içi talep bir önceki çeyreğe kıyasla sınırlı bir toparlanma sergilemekle beraber zayıf seyrini korumaktadır. İşgücü piyasasına ilişkin açıklanan veriler de bu eğilimin süreceğine, iktisadi faaliyetteki toparlanmanın zaman alacağına işaret etmektedir” dedi. Gelişmiş ülke piyasalarında ortaya çıkan finansal krizin, 2008 yılının Eylül ayından itibaren derinleşerek küresel finans sisteminin tamamını etkisi altına almasıyla, gelişmekte olan ülkelerin risk primlerinde yüksek miktarlarda artışlar gözlendiğini ifade eden Yılmaz, şunları söyledi:

TÜRKİYE RİSK PRİMİNDE BOZULMAYA DİRENDİ

“Genel olarak bakıldığında, risk primlerindeki bozulmanın düşük kredi notuna sahip ülkelerde daha belirgin olduğu görülmektedir. Türkiye için ise tam tersi bir durum söz konusu olmuştur. Bu dönemde, kredi notu en düşük gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin risk primindeki bozulma sınırlı olmuştur. Bir başka deyişle, Türkiye’nin risk primi, risk algılamalarındaki bozulma karsısında kredi notunun ima ettiğinden çok daha fazla direnç göstermiştir. Bu özelliğiyle Türkiye, gelişmekte olan ülkelerde gözlenen risk primi-kredi notu ilişkisinden belirgin olarak ayrışmıştır.” Krize karşı alınan tedbirlere işaret eden Yılmaz, “Uluslararası piyasalardaki sorunların derinleşmesi ve bu durumun yurt içi finans piyasalarını olumsuz yönde etkilemesi halinde ilave tedbirler almaya ve diğer politika araçlarını kullanmaya devam edeceğimizin altını bir kez daha çizmekte yarar görmekteyim” dedi.

DÖVİZ KURLARI ÜZERİNDE BASKI SÜRECEK

Yılın ilk çeyreğinde Türk Lirası’nın, değer değişimleri bakımından, diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinden belirgin bir biçimde ayrışmadığını belirten Yılmaz, “Öte yandan, tarihsel olarak oynaklığı en yüksek ve küresel risk iştahına en duyarlı para birimlerinden olan Türk Lirası’nın oynaklığındaki göreli düşüklük, ülkelerin ayrıştırıcı özelliklerinin etkinlik kazanmaya başladığı 2009 yılında daha da belirginleşmiştir. Önümüzdeki dönemde, küresel sermayeye erişim imkanlarındaki sıkılığın devam etmesinin beklenmesi, gelişmekte olan ülkelerin döviz kurları üzerindeki potansiyel baskının devam edebileceğine işaret etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

İLK ÇEYREKTE KÜÇÜLME ÇİFT HANE

Son dönemde kredilerde sınırlı bir canlanma gözlenmekle beraber, küresel ekonomi istikrara kavuşmadıkça bu hareketin kalıcı bir toparlanmaya dönüşme ihtimalinin düşük olduğunu vurgulayan Yılmaz, yılın ilk çeyreğinde ekonomideki daralmanın çift haneli rakamlara ulaşacağı öngörüsünde bulundu. 2008 yılı son çeyreğine ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla gelişmeleri üretim yönünden incelendiğinde, tarım sektörü dışındaki tüm alt bileşenlerin büyümeye olumsuz katkı yaptığının görüldüğünü kaydeden Yılmaz, şunları söyledi:

2001 KRİZİNDEN KÖTÜ

“Bu dönem 2001 yılı krizi ile kıyaslandığında, gerek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla büyüme oranı, gerekse üretim sektörlerinin kompozisyonu açısından benzerlik arz etmektedir. Bununla birlikte, iktisadi faaliyetteki olası toparlanmanın zamanlamasına ilişkin öngörüler açısından, sözü edilen karşılaştırmanın harcama yönünden de yapılması önem taşımaktadır. Bu amaçla, kamu harcamalarının 2008 yılı son çeyreğinde yaptığı dönemsel ek katkı dışlanarak, diğer bileşenlere odaklanmanın faydalı olacağını düşünmekteyiz. Öncelikle, kamu kesimi talebi hariç tutulduğunda, kıyaslanan iki dönem arasındaki büyüme farkı 2008 yılı son çeyreği için daha olumsuz bir tablo ortaya koymaktadır. Stok eritme davranışının bu dönemde 2001 yılına kıyasla daha güçlü olması, toplam talep sokunun göreli büyüklüğünü ve kapasite kullanım oranlarındaki keskin düşüşü açıklar niteliktedir. Ayrıca, özel tüketim talebi ile net ihracat performansındaki farklılaşma, mevcut dönemde yurt içi talebin daha az daralmasına ve küresel sokun net dış talep üzerindeki olumsuz etkisine işaret etmektedir.”

TOPARLANMA 2010′DA

Ocak Enflasyon Raporu’na göre Nisan Enflasyon Raporu’nda daha derin bir daralmanın esas alındığını belirten Yılmaz, “Son üç ay içinde küresel iktisadi faaliyete ilişkin güncellenen tahminler, Ocak Enflasyon Raporu’ndaki varsayımlarımıza kıyasla 2009 yılı için daha derin bir daralmaya, 2010 yılı için ise daha kademeli ve yavaş bir toparlanmaya işaret etmektedir. Bu çerçevede Nisan 2009 Enflasyon Raporu’nda, 2009 yılında küresel ekonomideki daralmanın bir önceki Rapor dönemine kıyasla daha derin olacağı ve toparlanmanın 2010 yılının ortalarına doğru gerçekleşeceği bir çerçeve esas alınmıştır. Bu noktada bir parantez açarak, “toparlanma’ ile kastedilenin, bir önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranının anlamlı bir pozitif rakama ulaşması olduğunu belirtmek isterim” diye konuştu.

FAİZLERDE SINIRLI İNDİRİM

Petrol fiyatlarının 55 dolar olarak alındığını ifade eden Yılmaz, yeni enflasyon tahminlerini şöyle açıkladı: “Kısa dönemde politika faizlerinde sınırlı bir miktar indirim gerçekleştirildiği ve sonrasında faizlerin sabit tutulduğu varsayımı altında güncellenen tahminlerimize göre; enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2009 yılı sonunda, orta noktası yüzde 6 olmak üzere, yüzde 4.8 ile 7.2 aralığında; 2010 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 5.3 olmak üzere, yüzde 3.5 ile 7.1 aralığında gerçekleşeceğini tahmin etmekteyiz. 2011 yılı sonunda ise enflasyonun yüzde 4.9 düzeyine düşeceğini öngörmekteyiz. Özetle, toplam talepteki keskin yavaşlama, bir yandan politika faizlerinde öngörülenden daha hızlı indirim yapılmasını gerektirmiş, diğer yandan orta vadeli enflasyon tahminlerinde aşağı yönlü güncellemeyi beraberinde getirmiştir. Tahminlerimiz, son dönemde gerçekleştirilen faiz indirimlerinin yıl sonunda enflasyonun hedefin belirgin olarak altında kalma olasılığını azalttığına işaret etmektedir. Bununla birlikte, uluslararası kredi piyasalarındaki sorunların devam etmesi ve küresel ekonomiye ilişkin göstergelerde henüz somut bir toparlanma gözlenmemesi nedeniyle, para politikasının aşağı yönlü esnekliğini uzunca bir süre koruması gerekebilecektir.”

ENFLASYON HER DURUMDA HEDEFLERİN ALTINDA KALACAK

Alternatif senaryolara da değinen Yılmaz, 2009 yılı boyunca ölçülü faiz indirimlerinin devam edeceği varsayımı altında, enflasyonun yüzde 70 olasılıkla, 2009 yılı sonunda orta noktası yüzde 5.2 olmak üzere, yüzde 3.9 ile yüzde 6.5 arasında; 2010 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 4.5 olmak üzere, yüzde 2.7 ile yüzde 6.3 arasında; 2011 yılında ise yüzde 4.2 düzeyinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Sonuç olarak bu tahminler, küresel ekonomide beklenenden daha uzun süren bir durgunluk yaşanması halinde, 2009 yılı boyunca ölçülü faiz indirimlerinin devam etmesi durumunda dahi enflasyonun orta vadeli hedeflerin altında kalacağına işaret etmektedir.”

MALİ DİSİPLİN UYARISI

Maliye politikasının önemine işaret eden Yılmaz, yakın dönemde iktisadi faaliyetteki daralmanın derinleşmesinin vergi gelirlerini olumsuz etkilediğini anımsattı. Bunun yanı sıra, küresel krizin yurt içi iktisadi faaliyet üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla uygulanan dengeleyici mali tedbirlerin kamu harcamalarında hızlı artışlara neden olduğuna dikkat çeken Yılmaz, şunları kaydetti: “Bütün bu gelişmeler sonucunda bütçe dengesi hızlı bir bozulma eğilimi sergilemiştir. Önümüzdeki dönemde bütçe dengesini düzeltmek için gerekebilecek dolaylı vergi düzenlemeleri veya yönetilen/yönlendirilen fiyat ayarlamaları, kısa vadede enflasyonda oynaklığa neden olabilecek bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, kamu kesiminin artan finansman gereksinimi, para politikası kararlarının ve son dönemde uygulanan mali tedbirlerin iktisadi faaliyet üzerindeki olumlu etkilerini zayıflatma potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle, kısa vadedeki mali gevşemenin, borç dinamiklerinin sürdürülebilirliğini ve bütçe disiplinini gözeten orta vadeli somut bir mali çerçeve ile desteklenmesinin önemini bir kez daha vurgulamakta büyük yarar görmekteyim.”

Tags: , , , , , ,

IMF ücretleri serbest bırakıyor

Posted on May 1, 2009
Filed Under Imf | Leave a Comment

Değişik ülkelerden 200 sivil toplum örgütü IMF‘ye ortak mektup gönderdi, Strauss-Kahn, “Anlaştığımız ülkelerde maaşları sınırlamıyoruz” dedi

IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, kuruluşun anlaşma imzaladığı ülkelerde ücret sınırlaması istemekten vazgeçmesini isteyen 200 sivil toplum örgütüne gönderdiği yanıtta, “IMF’nin 31 düşük gelirli ülkeyle ilişkisi var hiçbirinden ücretlerin sınırlandırılmasını istemiyoruz” dedi. Kahn, mektupla taleplerini ileten sivil toplum örgütlerinin kuruma katkısından memnun olacağını belirterek “Mektubunuzda dile getirdiğiniz gibi biz de II. Dünya Savaşı’nda bu yana yaşanan en kötü küresel krizin milyonlarca insanı tekrar yoksulluğa sürüklemesinden büyük endişe duyuyoruz” yanıtını verdi.

200 SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ IMF’YE MEKTUP GÖNDERDİ

200 dolayında sivil toplum örgütü IMF’ye açık mektup göndererek, kuruluşun ana yetki alanı dışında olduğunu ileri sürdükleri “Yoksulluğu Azaltma ve Büyüme Kolaylığı” gibi alanlardan yavaş yavaş çekilmesini istedi. IMF’nin düşük gelirli ülkelerin uzun vadeli kalkınma süreçleri üzerinde herhangi bir yetki ve vesayete sahip olmadığı kaydedilen mektupta, “IMF’nin “Yoksulluğu Azaltma ve Büyüme Kolaylığı’ aracılığıyla ya da altın satışlarından gelen kaynakları uygun bir doğrudan yardım şeklinde aktarılmalıdır. “Politika Destek Araçları’ da IMF’nin, kendisine kaynak aktaran ülkelere, gelişmekte olan ülkeler hakkında desteği hak edip etmedikleri yönünde sinyal verme tekelini ortadan kaldırmak için zamanla bitirilmelidir” denildi. Sivil toplum örgütleri şu taleplerde bulundu: “-IMF kredi programları ve diğer enstrümanlarıyla bağlantılı olan ancak ekonomiye zararları görülen şartlarından zaman içinde vazgeçmelidir. Ekonomik durgunlukta, daralma politikaları uygulanmasını talep etme geleneğine son vermelidir. Sağlık ve eğitim yatırımlarında artışların bütçe açığını kapatmaya kurban olmasını engellemeli, krizin yoksul halk üzerinde etkisinde tampon görevi gören sübvansiyonları yok etmemelidir. IMF ücretlerin sınırlandırılmasından vazgeçmede önemli ilerleme sağlamıştır, ancak bu tamamen sona ermelidir. Ayrıca IMF borç verme ve diğer enstrümanları yoluyla, ülkeleri hizmetlerin özelleştirilmesi ya da finansal sektör liberalizasyonuna yönlendirmeyi durdurmalıdır. -IMF’nin anlaşmalarını hazırlayıp bitirirken maliye ve ekonomi yanında sağlık, eğitim ve kalkınma bakanlarıyla, uygun meclis komiteleriyle danışmada bulunmasını, IMF politikalarının ülkelerin herkes için nitelikli sağlık ve eğitim yatırımlarını büyütme ve bunlara ulaşma çabalarını desteklemesini istiyoruz.”

KAHN: ÜCRETLERE TAVAN GETİRMİYORUZ

IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, sivil toplum örgütlerine gönderdiği yanıtta, “2008 sonu itibarıyla IMF’nin desteklediği 31 düşük gelirli programın hiçbirinde bir performans kriteri olarak ücret geliri tavanı bulunmuyor, sadece dördünde ücret gelirleri konusunda gösterge hedefler yeralıyor” dedi. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en kötü küresel krizin milyonlarca insanı tekrar yoksulluğu sürüklemesinden büyük endişe duyduklarını kaydeden Kahn, IMF’nin krizin gelişmekte olan dünyadaki etkileri üzerine dürüst bir şekilde uyarılarda bulunduğunu bildirdi. Ülkelere yoksul kesimleri krizden korumak için kaynakları artırmaları, özellikle sağlık ve eğitim gibi sektörlere öncelik vermeleri çağrısında bulunduklarını belirten Kahn, şöyle dedi: “-IMF düşük gelirli ülkelere yönelik imtiyazlı finansman için kaynaklarını geçen yıl hızla artırdı. Bunların içinde hızlı yükselen gıda ve yakıt fiyatlarıyla baş etmeye yönelik kaynaklar bulunuyor. Birçok ülkeye mali yardım artırıldı. -Önümüzdeki iki yılda imtiyazlı finansman ve kaynak sağlayanlarla işbirliği yapıp ek destekleri harekete geçirme hedefimizi saydam ve herkesin görebileceği bir şekilde açıkladık. -IMF İcra Direktörleri Kurulu düşük gelirli ülkelere yönelik yardım sınırını iki kat artıran ve belli ülkelere daha fazla yardım yapılmasını sağlayacak kararı kısa bir süre önce onayladı. -Söz konusu mali yardım için, yüksek enflasyon hedefleri, büyük bütçe açıkları, yüksek düzeyde hükümet harcamaları bulunan düşük gelirli ülkelerin çoğuyla programlar aracılığıyla anlaşmalara vardık. Burada önemli olan elbette her ülkenin kendine özgü gereksinimlerini karşılamaktır. -IMF’nin ülkeleri desteklemesi için şartlar ortaya koyması, temel hedeflere odaklanma açısından önem taşımaktadır. Bu da özellikle yapısal reformlarla ilgilidir.” Kahn, anlaşmalara sağlık ve eğitim harcamalarının sınırlandırılmasına yönelik koşullar konulmadığını vurgularken “Aksine, düşük gelirli ülkelerdeki Fon destekli programların yaklaşık üçte birinde sosyal harcamaları “koruma’ ya da “artırma’ hedefleri vardır. Ek olarak toplumun en yoksullarına yönelik sübvansiyonlar ve belli bir gelir düzeyinin altına düşülmesini önleyen diğer güvenlik ağı programları, IMF tarafından birçok ülkede desteklenmektedir” dedi. Dominique Strauss-Kahn mektubunun sonunda, “Finansal krizin etkisiyle baş etme durumunda kalan en yoksul ülkelere yönelik imtiyazlı kaynak aktarımı dahil benzer taahhütleri paylaştığımıza inanıyorum. IMF daha şimdiden bu yönde önemli yol almıştır ve daha da fazlasını yapmayı planlıyoruz” dedi. Kahn sivil toplum örgütlerinin görüşlerini almaktan memnun olduklarını ve üstlenmeyi sürdürecekleri taahhütlerle, geleceğe birlikte bakmaktan yana olduklarını bildirdi.

TÜRKİYE’DEN KONYALI STÖ İMZALADI

STÖ’lerin mektubuna, Türkiye’den Konya’da bulunan Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi adlı bir kuruluş da imza attı. Mektubu çoğunluğu üçüncü dünya ülkelerinde bulunan STÖ’ler imzaladı

Tags: , , , ,

finans kılavuzu

Posted on May 1, 2009
Filed Under borsa | Leave a Comment

Yatırımcılara ve öğrencilere finans kılavuzu

Genç akademisyenler Ümit Hacıoğlu ve Hasan Dinçer’in hazırladığı ‘Finansa Giriş Teori ve Uygulama’ isimli kitap yayın hayatına başladı

Dünya piyasalarını altüst eden dev bankaları kağıttan kuleler gibi yıkan küresel kriz yeni bir finans sistemini gündeme getirdi! Peki finans sistemi neden bu hala geldi? Önümüzdeki dönemde yatırımcıları hangi riskler bekliyor. Yeni dönemde mali sistem nasıl bir şekil alacak? İşte bu sorulara Beykent Üniversitesi’nin genç akademisyenleri Ümit Hacıoğlu ve Hasan Dinçer’in hazırladığı ‘Finansa Giriş Teori ve Uygulama’ isimli kitap yanıt veriyor. Finans konusunda temel oluşturmak isteyen bireysel yatırımcılar ve öğrencilere yönelik çalışma son dönemde sıkıntılı bir süreçten geçen finans piyasalarına kılavuz niteliği taşıyor.

Anlatım dili özellikle sadeleştirilmiş kitap, temel nitelikte Finansal Yönetim, Mali Tablolar Analizi, Sermaye Piyasaları ve Araçları, Portföy Yönetimi konularını içeriyor. Bu yönüyle finans derslerinde kaynak kitap olarak okutulabilecek düzeydeki çalışma 10 bölümden oluşuyor.

Birinci Bölüm: Temel Yönetim ve işletmecilik kavramları üzerine odaklanılmıştır. Yönetim kademesinin etkinlik - verimlilik sağlama yeteneği ve bu yeteneğin ölçülebilirliği üzerinde durulmaktadır. Ayrıca birinci bölüm finans fonksiyonunun işletme faaliyetleri ile etkileşimini incelemektedir.

İkinci Bölüm: Finansal Sistem ve Piyasalar ile piyasa araçlarını detaylı bir şekilde ele almaktadır. Finans yöneticisinin finansal sistem içindeki rolü incelenirken, finansman kararını etkileyebilecek makro ekonomik parametreler detaylı bir şekilde etüt edilmektedir. Finans ve Portföy Yöneticisinin penceresinden küresel
mali krizin değerlendirilmesi bu bölümde yapılmaktadır. Üçüncü Bölüm; işletmenin Röntgeni olan mali tablolar anlatılmaktadır. Finans yöneticisinin etkinlik ve verimliliğinin ölçülmesinde kontrol aracı olarak kullanılacak mali tablolar tanıtılmaktadır. Bu tabloların kreditör ve yatırımcılar için taşıdığı önem okurlara ayrıca aktarılmaktadır.

Dördüncü Bölüm: İşletmenin finansal check-up’ının nasıl yapılacağını okurlara uygulamaları ile kazandırmaktadır. Bu sayede İMKB’de işlem gören bir firmanın hisse senedi performansının nasıl etkileneceği öngörülebilmektedir. İşletmenin finansal check-up’ı sayesinde finans yöneticisi çevresel tehditlere karşı proaktif davranabilmektedir.

Beşinci Bölüm: Paranın zaman değeri üzerinde odaklanırken; kolay anlaşılacak matematiksel ve grafiksel anlatımları ile öğrenme sürecini hızlandırmaktadır.

Altıncı Bölüm: Hisse senedi fiyat değişimleri ve değerleme yöntemleri örnek uygulama ve teorik anlatımla ifade edilmektedir. Bu bölümde ayrıca kompleks tahvil değerleme yöntemi de aktarılmaktadır.

Yedinci Bölüm: Portföy Yönetimi içinde yer alan menkul kıymet yatırım yönetimi, Risk ve Getiri uygulamaları ile anlatılmaktadır. Hisse senetleri ve portföy riskinin ölçülmesi, finansal varlıkları değerleme modeli bu bölümde titizlikle ele alınmıştır. Bölüm içinde İMKB şirketleri üzerinde yapılan uygulamalar birinci el temel çalışma niteliğindedir. Portföy uzmanlarına, portföylerinin performansını artırabilecek risk ölçüm yöntemleri pratik uygulamalarıyla anlatılmaktadır.

Sekizinci Bölüm: Ülkemizde yaygın olmayan Türev Piyasalar ve araçlarına yönelik uygulamalar ile siz değerli okurlarımıza aktarılmaktadır. Döviz işlemleri, Türev piyasa araçları; Futures ve Forward sözleşmeler, Opsiyon ve Swap işlemleri uygulamalar yoluyla anlatılmaktadır.

Dokuzuncu Bölüm: Çalışma Sermayesi Yönetimi üzerinde dururken; işletme sermayesini etkileyen unsurlar, kaynak ve kullanımları uygulamaları ile ortaya konmaktadır. işletme sermayesi finansmanı üzerinde durulurken, işletmenin aktif yönetimi bu bölümde detaylı bir şekilde incelenmektedir. Nakit Yönetimi, Alacak Yönetimi ve Stok yönetimi bu bölümde ele alınan diğer konular arasına girmektedir.

Onuncu Bölüm: Sermaye Bütçelemesi ve Yatırım Kararı bileşenleri uygulamalı bir şekilde aktarılmaktadır.

Tags: , , , , ,

Yüzlerce şirketi halka açacağız

Posted on May 1, 2009
Filed Under borsa | Leave a Comment

İMKB Başkanı Erkan, SPK ile birlikte yüzlerce şirketi en kısa zamanda sermaye piyasalarıyla buluşturacaklarını söyledi

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Başkanı Hüseyin Erkan, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile birlikte yüzlerce şirketi en kısa zamanda sermaye piyasalarıyla buluşturmayı planladıklarını bildirdi.
Erkan, Birko hisselerinin İMKB II. Ulusal Pazarda işlem görmeye başlaması dolayısıyla açılış seansı öncesi düzenlenen törende yaptığı konuşmada, İMKB’de, işlemlerin 1986 yılında 40 şirketle başlandığını hatırlatarak, o dönemde yeni bir halka arz yapmadan, mevcut halka açık şirketlerin hisse senetleriyle işlemlerin başladığını söyledi.

Daha sonra halka arz tebliğlerinin çıktığını anlatan Erkan, şunları kaydetti:

”Aslında Anadolu’da yüzlerce şirket var böyle. Şu anda bildiğim kadarıyla kurul kaydında olan 250′nin üzerinde halka açık sayılıp SPK Kanunu çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getiren, gelir gider tablolarını, bilançolarını bağımsız dış denetimlerini yaptıran yüzlerce şirketimiz var. Biz bu şirketler için bu projeleri geliştirdik ve yeni bir halka arz gerektirmeden Borsa’ya gelebilmelerine imkan tanıdık. Önümüzdeki günlerde sayının artmasını bekliyoruz. Birkaç başvuru daha var, onları değerlendiriyoruz. SPK ile birlikte yüzlerce şirketimizi en kısa zamanda sermaye piyasalarımıza buluşturmayı planlıyoruz. Bu çerçevede yine Anadolu’da yapacağımız birçok toplantı olacak.”

Erkan, ticaret ve sanayi odalarının da katkısıyla Türkiye’nin şirketlerini, Türkiye’nin yatırımcılarıyla buluşturmayı planladıklarını belirterek, ”Anadolu’da yapacağımız toplantılarda sermaye piyasalarımızın şirketlere getireceği avantajları, sadece halka arz yoluyla değil diğer imkanlarla da sermaye piyasalarından yararlanabileceklerini anlatacağız” dedi.

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Vedat Akgiray ise böyle bir uygulamanın ilk kez gerçekleştirildiğini belirterek, ”Son kriz de gösterdi ki bir ülkenin sermaye piyasası ne kadar gelişmişse reel sektör krizden o oranda az etkileniyor” değerlendirmesinde bulundu.

Birko Birleşik Koyunlulular Mensucat Ticaret ve Sanayi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Mumcu ise Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan Birko’nun, Borsa ile buluşturulduğunu söyledi.

1972 yılında Niğde’de faaliyetlerine başlayan şirketin 900 çalışanı bünyesinde barındırdığını ifade eden Mumcu, ”Gerçekleştirdiğimiz kotasyon işleminin ülkemize, Niğde’ye, ortaklarımıza ve yeni yatırımcılara hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Tags: , , , ,

Şekerbank’ın Kazak ortağı iflasın eşiğinde

Posted on May 1, 2009
Filed Under şekerbank | Leave a Comment

Şekerbank’ın ana hissedarlarından Kazak BTA Bank’ın, kapanabileceğini açıklandı

Kazakistan bankacılık düzenleme kurumu, Kazakistan’ın en büyük bankası ve Şekerbank’ın ana hissedarlarından BTA Bank’ın, alacaklılarıyla anlaşamaması durumunda kapanabileceğini belirtti. Kamulaştırılan ve yüzde 78,15 hissesi devlet tarafından devralınan BTA Bank, sahibi olduğu BTA Securities JSC üzerinden Şekerbank’ın yüzde 33,98 hissesine sahip

Tags: ,

Bankalar 1 Mayıs’ta tatil

Posted on May 1, 2009
Filed Under Bankalar | Leave a Comment

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu, bankaların 1 Mayıs’ta çalışmaması kararı aldı.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu, bankaların 1 Mayıs’ta çalışmaması kararı aldı. TBB’den 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Tatili ile ilgili olarak yapılan açıklamada, “Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu, 27 Nisan 2009 tarihinde aldığı mesleki tanzim kararı ile bankalar arasında uygulama birliğini sağlamak, haksız rekabeti önlemek ve çalışma barışına katkı sağlamak amacıyla üye bankalar için bağlayıcı olmak üzere, üye bankaların Genel Müdürlük ve şubelerinin kapalı olmasına karar vermiştir” denildi.

Tags: ,

Citigroup

Posted on April 19, 2009
Filed Under Bankalar | Leave a Comment

Citigroup yaptığı açıklamada, bu yılın ilk çeyreğinde 966 milyon dolar (hisse başına 18 sent) zarar ettiğini bildirdi. Ancak şirket, imtiyazlı hisselere 2,7 milyar dolar temettü ödemesi yapmadan ve 7,3 milyar dolar kredi kaybını karşılamadan önce 1,6 milyar dolar kar etti.

Hisse başına 30 sent zarar etmesi beklenen banka, geçen yıl ilk çeyrekte 5,19 milyar dolar (hisse başına 1,03 dolar) zarar etmişti.

Bankanın, ilk çeyrek gelirleri ise 24,79 milyar dolar oldu.

Citigroup üst yöneticisi Vikram Pandit, ”Bu çeyrek, 2007 yılının ikinci çeyreğinden bu yana en iyi çeyreğimiz oldu” dedi.

ABD hükümetinden 45 milyar dolar kredi alan bankanın, yüzde 40 hissesi ABD Hazine’sinin elinde bulunuyor.

Daha önce 374 bin kişiye istihdam sağlayan banka, küresel ekonomik krizle birlikte istihdamını 309 bin kişiye indirdi.

Tags:

Genel Sigorta

Posted on April 19, 2009
Filed Under sigorta şirketleri | Leave a Comment

Genel Sigorta

Hizmetleri:
Hasar Hizmetleri, Çekici Hizmeti, Şoför Hizmeti, Ekspertiz Raporu, Evraklar / Teslim Onayı, Cam işleri, Su tesisatı, Elektrik tesisatı, Çilingir hizmeti, Ulaşım imkanı, Konaklama imkanı, Ferdi hizmetler, Nakil için araç

Genel Sigorta Genel Müdürlük
Meclisi Mebusan Caddesi No. 25, Salıpazarı, 34433 İstanbul
Telefon: (0212) 334 90 00 (Pbx)
Faks: (0212) 334 90 19
genel@genelsigorta.com

Tags: , ,

keep looking »